Ana içeriğe atla

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ

            CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET ETME SİSTEMİ

Öncelikle Demokratik rejimlerde, yani egemenliğin halka ait olduğu rejimlerde üç tür hükmetme sistemi vardır, 

1-Başkanlık Sistemi 
2-Yarı Başkanlık Sistemi 
3- Parlamenter Sistem

Bu sistemleri kısaca açıklarsak ilk olarak Başkanlık sistemi ne baktığımız zaman, en önemli özelliğinin “Sert güçler ayrılığı”  yani burada yasama, yürütme, yargı gibi organların birbirinden sert şekilde ayrıldığı ifade edilir, birbirlerine müdahale edemezler ,yürütmenin başı Başkandır ve Başkan doğrudan halk tarafından seçilmektedir ,seçilmiş Başkanın parlamentonun güven oyuna ihtiyacı yoktur. Bu sistemde yürütmenin başı aynı zamanda devletin başıdır ve önemli bir özelliği ise parlamenter sistemden farklı olarak Başbakan bu sistemde bulunmaz.
Yarı Başkanlık  Sistemi ,bu sistemde Başkan + Başbakan birlikte bulunur. Fransa da çıkmıştır ve gezegende en iyi uygulayan ülkedir. Yürütme yetkisi aslen Başkandadır ama Başbakanın da yürütmeye ilişkin yetkisi vardır. Başkan referandumla yani doğrudan halkın iradesiyle seçilir. Hükümet yani bakanlar kurulu, yasama erkine karşı sorumludur. Yasama organı güvensizlik oyu kullanarak Bakanlar kurulunu azledebilir .Başbakanın kabinesi parlamentodan güven oyu almak zorundadır .Yürütmeye ilişkin en etkili erk Başkandır .Fransa, Finlandiya, Avusturya bu yönetim sistemine örnek ülkelerdir.
Parlamenter Sistem , Türkiye de bulunan eski sistemdir. Saydığımız üç rejim türünde de Yargı bağımsızdır. Bu sistemde Yürütme ve Yasama iç içe geçmiştir yani yumuşak bir şekilde ayrılmışlardır ,Yürütme ise Parlamento içindendir. Yasama ve Yürütme birbirlerinin yasal varlığına son verebilirler .Hükümetin kaynağı Yasama erkidir .Hükümet Yasama oranı karşısında sorumludur ve Yürütme çift yapılıdır .Cumhurbaşkanı yetkileri sadece semboliktir.

TÜRKİYDEKİ DURUM
Türkiye de 21 Ekim 2007 tarihli referandum yani halkın iradesiyle Anayasada değişiklik yapılmış ve Türkiye de Cumhurbaşkanı halkın oyu ile seçilmeye başlanmış ,fiilen başkanlık sistemine geçtiğimiz söylenebilir. Abdullah GÜL ise 28 Ağustos 2007 de meclisin seçmesiyle Cumhurbaşkanı olmuştur. Günümüzde de iktidarda olan Recep Tayyip ERDOĞAN 10 Ağustos 2014 de halkın oyu ile Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu durumda 12. Cumhurbaşkanı ile birlikte Türkiye Parlamenter sistemden ayrılmaya , Yarı Başkanlık sistemine dönüşmeye başlamıştır. Türkiye nin kedine özgü bir sistemidir ve önemli değişiklikler yapılmıştır.
Türkiye de 16 Nisan 2017 de referandumla oylanan ve halkın tercihiyle,  6771 Anayasa değişikliği uygulanmaya başlanınca Türkiye Yarı Başkanlıktan ayrılarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle kendine özgü bir yönetim biçimi alacaktır. Bu durumda Türkiye hukuki olarak 16 Nisan 2017 de Cumhurbaşkanlığı Hükümet etme Sistemine geçtik fakat fiili olarak Türkiyenin bu yönetim sistemine geçmesi halk oylamasındaki belirtilen maddenden dolayı ancak 24 Haziran 2018 tarihinde mümkün olmuştur.

Başkanlık Sistemine geçiş aşamasında ve geçtikten sonra muhalefet kanattan genellikle sol kanat, Neden Başkanlık Sistemine neden geçtik? Soruları sorulmaya başlandı bu sorulara yanıt olarak geçmiş Anaysaların Darbelere zemin hazırladığına tarihimizde  1960-80-71-97 darbeleri ve muhtıraları örnektir ,en önemli gerekçelerden biride 15 Temmuz darbe girişimidir.Parlamenter sistemde Bakanlar ve Başbakan Parlamentonun içinden çıktığı için bazı kararlar geç alınıyor ve tartışılıyordu. Türkiyenin eyaletlere ayrılacağı üniter yapısını kaybedeceğine dair görüşler asılsızdır çünkü bu değişiklik bir sistem değişikliğidir ve yönetim şeklinin demokrasi açısından bir önemi yoktur çünkü ülkelerin yönetim şekiller demokrasiyi uygulamasını engellemez buna bir örnek olarak demokrasinin beşiği olan İngiltere de Kraliçe vardır ama bu demokrasiyi olumsuz etkilemez. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Üniter devlet yapısına sahip Cumhurbaşkanının Partili olduğu ve halkın seçtiği ve siyasal bir rejim değişikliği içermeyen bir sistemdir.
Türkiye de genellikle sağ kanattaki siyasi liderler Başkanlık sistemini savunmuşlar ve istemişlerdir, Erbakan 1973 Milli Selamet Partisi seçim beyannamesinde bunu belirtmiş
Alparslan Türkeş “dokuz ışık” adlı eserinde bu sistemi savunmuş aynı şekilde Özal, Demirel, Erdoğan da Başkanlık sistemini savunmuşlardır çünkü Darbe tehlikesinden korkmuşlar ve yönetimde istikrarlı bir sistem istemişlerdir. Madde uyarınca yeni sisteme fiili olarak yapılacak ilk millet meclisi genel seçimleriyle geçilecek dendi, fiili geçiş 24 Nisan 2018dir.

Parlamenter sistemin son bakanlar kurulu ile birlikte 703nolu KHK ile birlikte önemli değişiklikler oldu bu değişiklikler sonrasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle Cumhurbaşkanı Kararnameleri ile kurum ve kuruluşlar kuruldu daha önce Başbakanlıkla ilgili olan kuruluşlar Başbakanlığın kalkmasıyla Cumhurbaşkanı ile ilgili hale getirildi.
Yeni sistemde Halk oylaması sistemiyle çift başlılık engellenmiş oldu. Eski sistemde yani parlamenter sistemde Cumhurbaşkanının olağanüstü yetkileri vardı ve Cumhurbaşkanı sorumsuz kanattı, ama Bakanlar kurulu sorumluydu. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Yasama organı değişmiştir vekil sayısı 600 sayısına çıkmış seçilme yaşı 25 den 18' e düşürülmüştür.
Böylelikle daha demokratik bir dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz.2007 yılında seçimlerin dört yılda bire düşürülmesi değişiklikle tekrar 5 yıla çıkarılmış burada istikrarlı bir yönetim arzulandığını görebiliriz. 2018 yılında seçimde Cumhurbaşkanı olabilmek için oy çoğunluğu aranmış %50+1, partiler ittifakla barajı geçmeleri halinde ise ittifak içindeki her parti geçmiş sayılır. Eski sistemde bakanlar meclisten çıkıyor ve hem bakan hem de milletvekili oluyorlardı yeni sistemde ise devlet başkanı istediği kişiyi bakan olarak atar ama bakan olunca vekilliği düşer ve milletvekili olabilen herkes bakan olabilir bu değişiklikle temsilde adalet sağlanmış ve verilen makam daha ulaşılabilir olmuştur. Mecliste 18 tane komisyon oluşturulmuş komisyonun önemi genel kurula gelecek olan kanun maddesini ilk burada görüşülmesidir. Vekilin fazla olmasıyla komisyonda sayısı fazla olur ve çoğunluk esasına göre çalışır 26 üye +1 maddenin geçmesine yeterlidir. Meclisin bilgi edinme yolları da değişti gen soru ve güven oyu kalktı, bunların kalkmasının nedeni Yasamanın, Yürütmeye müdahalesi olarak görülmesidir çünkü, meclisten çıkmayan bir Bakan için meclisten gen soru alınması anlamsızdır. Meclisin bilgi edinme hakları yeni sistemde şöyledir Meclis araştırması, Genel görüşme, Meclis soruşturması ve Yazılı sorudur. Güvenoyu, kaldırılarak meclisin bilgi edinme hakkı engellenmemiştir. Yeni sistemde Vekiller ve Cumhurbaşkanı aynı anda seçiliyor ama aynı anda ikisine de aday olunamıyor ve seçimler 5 yılda bir yapılıyor böylelikle bana göre bürokrasi hızlanmış ve daha çabuk bir yönetim anlayışı gelişmiştir.





Cumhurbaşkanı ve meclis ayrı ayrı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir bu durumda iki seçimde aynı anda yapılır bu durum yasamanın yürütmeye ve yürütmenin de yasamaya bir etkisi olduğunu gösterir. Meclis seçim yenilemeye karar verirse ve Cumhurbaşkanı ikinci dönemindeyse tekrar aday olabilir, bu durum halkın kararının yasama tarafından dikkate alınmasını sağlar. Anayasamızda 9.maddede geçen yargının bağımsızlık ilkesine değişiklikle tarafsız ibaresi de eklendi buda yargının bağımsızlığını arttırmış yargı bakımından daha demokratik bir sistem benimsenmiştir. Cumhurbaşkanının yargı ile ilgili görevlerine gelirsek yetkilerinin çok üst düzey bağımsızlık bana göre burada korunamamıştır. Anayasa değişikliğiyle askeri mahkemeler kaldırılmıştır ama sadece disiplin suçları haricinde. Hakimler ve savcılar yüksek kurulundaki yüksek ibaresi silindi ve üye sayısı 22 den 13e düştü ve 3 daire 2 ye düşürüldü bana göre burada kurulun daha hızlı karar alması toplanması ve işlevinin istikrarlı olması sağlanmış. Adalet bakanı doğal üyeliğini korudu ama KHK ile müsteşarlık kaldırıldı ki bana göre müsteşarlık makamı Bakandan sonraki en önemli konumdu ve üst düzey bürokratlar bu makama ulaşırdı buda sadece seçilme yerliliğine sahip olması gereken bakan yerine daha doğru kararlar vereceğine inandığım bir makamdı. Bunun yerine bakan yardımcılığı kurumu kuruldu doğal olarak yardımcı HSK nın doğal üyesi oldu. 
HSK, cumhurbaşkanının seçtiği 4 üye meclisin seçtiği 7 üye ve adalet bakanı ve yardımcısı toplam 13 üye bana göre burada Cumhurbaşkanının 4 üye seçmesi mantıksız bana göre bu üyeleri de meclis seçmeli Cumhurbaşkanına bu kadar yetki vermek onun hesap verilebilirliğini düşürür.
Cumhurbaşkanı kimler olabilir? 40 yaşını doldurmuş olmalı bana gör bunun 30 yaşa indirilmesi daha uygun olur çünkü 30 yaş en verimli yaşlardan biridir çelişkili olan şeyse bakan olmak için 18 yaş yeterliyken Başkan olmak için neden 40 yaş? Başka bir özellik üniversite mezunu olması ve 6 aydan fazla ceza almaması bence hiç ceza almaması gerekir cumhurbaşkanının son olarak kısıtlı olmaması. Cumhurbaşkanı adayı gösterilmek için mecliste grup kurabilmek için 20 vekil gerekli ,tek başına veya birlikte son seçimde %5 oy almış siyasi partiler ve en az 100.000 imza bana göre bu imza oranı çok azdır 20 vekilin seçmen oyları kadar veya %5 oyun tekabül ettiği imza kadar imza olmalı ki adalet sağlansın 100.000 imza ile vasıfsız biri bile aday olabilir .ilk turda Başkan olabilmek için %50+1 oy alınması çoğunluğun menfaatinedir ama geriye kalan %49 azınlık bir sorundur fakat istikrar için %50+1 ideal bir orandır. 15 gün sonra ikinci tur olursa orana salt çoğunluğa bakılmaz fazla oy alan kazanır. Bir kişi beşer yıldan en fazla 10 yıl Başkanlık yapabilir. Cumhurbaşkanının keyfi şekilde erken seçimlerin yenilenmesini istemesi bana göre demokrasi ile bağdaşmaz çünkü karar tek kişinin fakat etkilenen halkın meclisidir.

Değişiklikle Partili Cumhurbaşkanı olması muhalefet kanadını olumsuz etkiler ve partilerin iktidar olma durumlarını düşüreceğini düşündüğüm için demokrasinin çoğunluğun tiranlığı şeklinde algılanmasına sebebiyet verebilir. Yeni sistemde cumhurbaşkanına siyasi cezai hukuki yargılama yapılabilir ama vekillerin salt çoğunluğu gereklidir 300+1 partili cumhurbaşkanı olduğu için bu durum çok zor gerçekleşir. Başkan yaptığı eylemlerden görev süresi bitse bile sorumludur. Cumhurbaşkanı kararnamesi temel haklar, siyasi hak ve ödevler hakkında çıkarımla kişi hak ve hürriyeti korunmuş olur.  Yasa CBK ya göre daha üsttedir yasamanın üstünlüğünden bahsedebiliriz. Mücbir sebep yoksa CBK mecliste onaylanmalı. Yeni sitemde hürriyet kısıtlayıcı sıkıyönetim uygulaması kaldırılmıştır  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Eğitim ve yoksulluk

Yoksulluk, Gelir Dağılımı ve Eğitimde Fırsat Eşitsizliği: Türkiye Üzerine Bir Değerlendirme Özet: Bu çalışma, yoksulluk ve eğitim ilişkisini kalkınma odaklı olmayan ekonomiler bağlamında ele almaktadır. Özellikle otoriter rejimlerde belirli bir zümre dışında toplumun büyük kesiminin yoksulluğa mahkûm edilmesi, eğitimde fırsat eşitsizliğini artırmakta ve toplumsal ayrışmayı derinleştirmektedir. Kültürel sermaye, sınıfsal farklılıklar ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler üzerinden Türkiye örneği değerlendirilmiş; eğitimin niteliksel gelişiminin sürdürülebilir kalkınma için önemi vurgulanmıştır. Elde edilen bulgular, eğitim politikalarının sadece niceliksel değil, aynı zamanda niteliksel olarak da geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. --- 1. Giriş Kalkınma hedefi taşımayan veya bu hedefi yeterince içselleştirmemiş ekonomilerde yoksulluk, sadece ekonomik bir olgu olmaktan çıkmakta; toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren bir yapıya bürünmektedir. Bu durum özellikle otoriter rejimlerde...

Émile Durkheim Anomi'nin nedenleri ve etkisi

  Sosyoloji’nin kurucuları arasında olan Emile Durkheim, Comte ile benzer şekilde toplumu bireylerin eylem ve psikolojik bilinçlerinin toplamı olarak değil, kendine özgü yani bireylerin üzerinde bir gerçeklik, farklı parçalardan oluşan bir organizma olarak tanımlamıştır. Belli sınırlarının olması hasebiyle toplum baskıcıdır. Toplum bütün üyelerin normlara uymasını ister. Toplumsal değer yargılarımız olguların gerçek nedenlerini bulmamızın önüne geçer. “Toplumsal İşbölümü” doktorasında geleneksel toplumun modern topluma geçişteki yapısal değişimleri incelemiştir. Bu değişimde Anomik durumlar burada ortaya çıkabilir. Eski değerler tam kalkmamış ve yeni değerler tam yerleşmemişse anomi ortaya çıkar ve toplumsal düzen işlemez hale gelir. Durkheim intiharı bireyin bir sosyal grupla olan bütünleşme derecesiyle 4 farklı tiple tanımlar. Bunlardan biri olan Anomik intihar politik, ekonomik, kurumsal krizlerle toplumun bütünüyle kötü etkileyen hallerde ortaya çıkar. Bireyin beklenti ve ihtiy...

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

  Müzakereler 2005 yılından itibaren devam etmektedir. Fasılların açılıp kapanmasındaki gecikmeler gibi olumsuzluklar Türkiye açısında Avrupa yorgunluğu, AB açısından ise genişleme yorgunluğu olarak görülebilir. Türkiyenin büyük bir nüfusa sahip olması, Türk ekonomisinin kırılgan yapısı(işsizlik), Türklerin avrupa uygarlığına uygunluğu gibi demografik sorunların yanında AB nin çifte standartı ve önyargıları TR-AB ilişkilerini çıkmaza sürüklüyor. Türkiye ile aynı yıl müzakerelere başlayan Hırvatistan’ın 2013’te tüm fasılları kapatarak AB’nin 28. üyesi olması yapılan çifte standartın en bariz örneğidir. kaynak TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ: ENTEGRASYONU ZORA SOKAN SAİKLAR Hüsamettin İNAÇ